#direngeziparki

9 Haziran 2013 Pazar

  Eylemlerin 13. gününde yazılan, 'gecikmiş' gibi gözüken bir yazı. Ama bence konuşmanın tam zamanı.
  Olayları başından beri takip ediyorum. Bu konu hakkında yazılanları olabildiğince okumaya çalıştım. Az laf söyledim. Lafla peynir gemisi yürümez dedim, ben de eylemlere katıldım.

  Bugün başbakanın Adana'da ''Eylem yapanların %95'i önceden Gezi Parkı'nın nerede olduğunu dahi bilmiyorlardı.'' sözündeki o %95'lik kesimdeyim belki ama mühim değil. İstanbul'da doğmadım. Üstüme alınmadım. Zaten söylediği sözü de boş laf olarak gördüm. 
  Diğerleri gibi reklam yapmadım. Reklam yapılacak bir şey görmedim. Boş boş sosyal medyada atar yapmadım. Yazılanları okudum. Midem kaldırdığı taktirde karşıt görüşleri de okumaya çalıştım. Yapmam lazımdı, daha fazla okumam lazımdı ama yapamadım. Atatürk'e edilmiş her laf midemi bulandırmaya yetti, 'Nasıl insanlarsınız?' demeye itti.
  Düşünmeyen insanlarla karşılaştım. Olayları siyasi yöne çekenlerle de. ''CHP başlattı hep bunları'' diyenleri çok gördüm mesela. Güldüm. Dedim ya, lafla peynir gemisi yürümez. Keşke gitselerdi görselerdi eylemlerin ilk günü.

  En çokta kendime kızdım şimdi. Tayyip gibi 'yaptıklarımı' sıraladım. Kendimi ona benzetmek kendime ettiğim küfür gibi. Nefret etmiyordum aslında önceden Tayyip'ten. Sevmiyordum ama nefret de etmiyordum. 'Yapacak bir şey yok, katlanıyoruz.' deyip siyasi içerikli konuşmuyordum hiç. Ama bu sıralar yaptıkları, söyledikleri, sadece benim nefretimi değil Türkiye'nin çoğunun nefretini kazandı. Halkı, bizi kışkırttıkça daha çok nefret ettik.

  Her zaman ''3-5 ağaç'' diye yaptıkları şeyleri azımsadığımız için içten çürüttüler bizi.
  Fotoğraf çektim bir sürü. Halkın birlik beraberliğini, dayanışmasını çektim. Ama yüklemeyeceğim. Gidin kendiniz görün! Hissedin o dayanışmayı. 'Al, bundan da ye' diye elinize yemek tutuşturdukları zamanki, kitap götürürken arabadan ''Metroya kadar bırakayım'' dedikleri zamanki, 'Helal olsun' diye omuzunu sıvazladıkları zamanki duyguları yaşamadan anlamazsınız çünkü.

  Söylenecek çok söz varken hiçbir şey söylemiyorum. Elalemin Madonna'sı bile kilometrelerce uzaktan destek verirken ülkemizde duyarsızlaşan, olayları 'siyasi' olarak nitelendirerek susan insanlara söylenecek söz yok çünkü. Ya da polisin yaptıkları apaçık ortadayken, polisi savunan insanlara söylenecek söz yok.

  

0 yorum:

Yorum Gönder

Köşe Yazıları