Mutluluk Üzerine...

23 Haziran 2015 Salı


Uzun bir süre yoktum ve buraları ciddi anlamda özledim. Öyle ki bu yazıyı telefonumun küçücük ekranında yazıyorum. O yüzden umarım yazıda görsel ek olmaması sizin gözünüze uzun ve sıkıcı bir yazı olarak görünmez.
Blogda olmadığım süre boyunca birçok kitap okudum. Ama az önce bitirdiğim kitap 'Acayip Bir Başlangıç' bana, duygularıma ve hissettiklerime yakın gelmiş olacak ki bir yazı yazma isteği duydum. Ama bu yazı bir kitap incelemesi tarzında değil mutluluk kavramı üzerine olacak.
Kitapta hoşuma giden uzun bir alıntı vardı: "Mutluluk sözcüğüne sadece en dünyevi bağlamlarda -mesela, ne mutlu ki kimliğini bir yerde unutmadığında ya da gideceği yere mutlu mesut vardığında- katlanabiliyordu. Mutluluktan, hedeflenen ya da ulaşılabilen bir ruh hali olarak söz edildiğinde, sanki biri iğrenç bir hastalıktan ya da cinsel saplantılarından bahsediyormuş gibi rahatsız olurdu. Esrik aşkın meyvesi olan mutluluk, kendine telkinden ve hayatı olduğu gibi görmeye katlanmayanların kendini kandırmasından başka bir şey değildi. Çocuklar dışında hiç kimsenin kendi mutluluğu için bir başkasına bel bağlamaması gerektiğini söylerdi. Hayatının hiçbir döneminde insanların mutluluğa hakkı olduğunu düşünmemiş, çileli dünyayı aşkla tatlandırma düşüncesine kapılmamıştı."
Ve bir de şöyle bir soru soruyordu baş karakterimiz: " Mutluluğumuz için mücadele etmeyi unuttuk mu hepimiz? Yoksa mutluluğun ne olduğundan artık o kadar emin değil miyiz?"
Mutluluğun, gerçek mutluluğun ne olduğundan emin değiliz. Artık emin olamayız. Kısa vadeli hazlar artık bize daha çabuk ulaşabilir ve çekici geliyor. Ve biz bu hazları mutluluk diye tanımlıyoruz artık. Sanıyorum ki artık mutluluk mümkün değil.
Mutluluğun anlamını unutmuş haldeyiz. Kaybolmuş bedenlerimiz gibi hislerimiz de kaybolmuş. Yanılsamalarla yaşıyoruz. Gerçekliğimizi kaybetmiş haldeyiz. Yanlışız.
Kendimizi kandırıyoruz. Mutluluğu artık haza indirgemişiz. İnsanlar mutlu olduklarını sanıyorlar ama aslında hiçbirimiz mutlu değiliz.
Bu satırları yazan ben karamsar yazar bey ve bu satırları okuyan ve bana katılan siz karamsar okuyucular ve bu satırları okuyan ardından içi daralıp bana saydıran tam şu anda sayfayı kapatmayı düşünen siz gerçeklikten ve karamsarlıktan kaçan korkak okuyucular...
Aşkı mutluluk olarak nitelendiren daha da ilerisi sıradanlığı evlilik ile gerçekleştiren, bu mutsuzluk dolu dünyada sıradanlığın şaibeli mutluluğunu arzulayan insanlar...
Bazen düşünmekteyim, bu hayatta hiç mi güzel şeyler olmuyor? Hayır bence olmuyor. Olmayacak da. Bu kadar kötülük arasında mutluluğu yakalamaya çalışan insanlar ve belki de kısa süreliğine yakalamış olan insanlar nasıl baş edebilir bunca kötülükle?
Peki ben hiç mi mutlu olmadım? Oldum ama artık o kadar korkunç bir karamsarlık çukuruna düşmüşüm ki herhangi bir olumsuzlukta hemen yıkılıyorum. 'Evet, bu buraya kadarmış.' deyip mutluluğumu kurtarma ve devam ettirme çabasına girmiyorum, korkuyorum. Aslında girmek de istemiyorum. Çünkü insanlar korkunç, hayat korkunç. Ve ben de şu an bu satırları okumayan kendilerini üst satırlarda bulup sayfayı kapatmış olan korkaklar kadar korkayım.
Ama bazen düşündüğüm başka bir şey var. Mutsuzlukta mutlu olan insan' tabirini duyduğumdan beri ben de bu tanımın içerisinde miyim diye sorguluyorum. Cevabı bulabileceğimden şüpheliyim. Belki de cevap vermek istemiyorum kendimce. Mutluluğun imkansızlığına inanmış bendeniz olarak.
Uzatmaktan hoşlanmıyorum.
Kitabın sonu acayip bir başlangıçla bitiyor. Yeniden umutla, yeniden gençleşme ile bitiyor. Yaşlı ve hayattan ümidini kesmiş karakterle genç ama yaşlı ben arasında bağlantı ve yakınlık kurdum. Ve aklıma bir soru geliyor sadece. Acaba ben de acayip bir başlangıç yapıp umutlanabilecek miyim? Peki ya bu başlangıcın bitişi nasıl olacak?
Yazımın sonlarına gelirken (bu tavsiyem her ne kadar yazımla çelişse de) mutluluk arayışınızı kaybetmemenizi ve Acayip Bir Başlangıç kitabını okumanızı tavsiye ederim. Size dokunacak bir havası olduğuna eminim. Sonraki yazımda on8'in yeni kitabını inceleyeceğim efenim. Kitapsız kalmamanızı dilerim!
- Mutluluğu sorgulayan ama belki de mutsuzluktan mutlu olan ve bunun farkına varamayan garip bir yazar.

3 yorum:

tomris meczupov dedi ki...

en garip ve ironik mutluluk olarak, mutsuzluktan haz alma çukuruna düştüğünü farkettiğin an hayat değişik bir düzleme geçiyor. kafanın içinde yaşamaya başlıyorsun. bunun senin için iyi olup olmayacağını tam kestiremediğim şu bu çukura düştüysen de kanınla doldurmadan bunu farketmeni diliyorum. güzel günler.

tomris meczupov dedi ki...

şu akşam**

NTS dedi ki...

Haklısın belki de. Belki de bütün bunlardan kurtulmak sıyrılmak için yeniden başlamak gerekiyor. Bunu şu an yapabileceğimden şüpheliyim umarım bunu geç olmadan başarabilirim...

Yorum Gönder

Köşe Yazıları