Sonbahar Kitabı: Damdaki Melek

16 Kasım 2013 Cumartesi



    Fuar haftası tam sınav haftama denk gelmişti. Pek kitaplarımı karıştırıp okuma fırsatı bulamamıştım. Fakat dört farklı yazarın yazdığı bu ''Damdaki Melek'' kitabı hem ebatları hem de sayfa sayısı açısından kolay okunacak bir kitap olarak göründü gözüme. Hal böyle olunca sınav haftası dinlemeden başladım okumaya.
  Kitap dört farklı yazarın dilinden dört farklı karakter hayat buluyor. Yazarlarımız Cécile Roumiguiére, Violette karakterinin, Maryvonne Rippert, Zik karakterinin, Jean-Michel Payet, Satya karakterinin, Sigrid Baffert ise Amos karakterinin ağzından yazmış. Kitap her karakter için dörde bölünmüş ve her karakter için de ellişer sayfa ayrılmış.
  Bu dört karakter arasında sıkı bir dostluk bağı bulunuyor ve kendilerine Mavi Kirazlar diyorlar. Hatta kitap ''Kirazlar Anlaşması'' ile başlıyor.
  Bu dört karakterlerden kalıp dışı sayabileceğimiz Zik ve Amos var. Zik bir melez, Amos ise eşcinsel. İki tane toplum tarafından klasik olarak dışlanan figür. Zik, dışlanmasını ve bundan duyduğu rahatsızlığı iç çatışması ile kendi bölümünde bahsediyor. Fakat eşcinsel olan Amos'da herhangi bir iç çatışma izi yok. Diğer iki karakter ise oldukça sıradan kişiler olarak karşımıza çıkıyor.
  Fransız yazarlardan oluştuğu için isimlerden cinsiyetlerini ayırt etmekte belki zorlanabilirsiniz, şayet ben zorlanmıştım. Zik ve Violette kız, Amos ve Satya ise erkek. Ben Satya'nın erkek, Zik'in kız olmasına şaşırmıştım.
  Kitap ismini Zik'in bölümünden almış. Mavi Kirazlar dizisi tahmin edebileceğiniz gibi dört kitaptan oluşuyor ve ilk kitap ismi Zik'e ayrılmış. Fakat şöyle ki, kitapta diğerlerinden farklı apaçık belirgin olan, farkındalık yaratan bir özelliği yok Zik'in, ve bölümünün. Neden ilk kitap Zik'in bölümünden alınmış, bilinmez.
  Kitap arka kısmında ''yıllarca saklanan ortak bir sır...'' ifadesi yer alıyor fakat serinin bu ilk kitabında bu sırra dair herhangi bir iz bulamadım.
  Kitapta her karakterin sıradan gençlik sorunları teker teker anlatılmış. Viollette merkezden uzak bir tatile gidiyor, Zik'in damda karşılaşıp tutulduğu esrarengiz bir çocuk var, Satya'nın da tutulduğu esrarengiz bir kız var, Amos'un ise bir telefon sapığı var. Hepsi de kendi sorunlarıyla boğuşmaktan grubun diğer üyelerinin sorunlarıyla pek ilgilenemiyorlar. Yani grupta hafif çatırdı var.
  Kitabın hoşuma giden yanı, belirgin bir zaman var ve kişilerin hayatları üzerinde ayrı ayrı hep bu zaman kapsamında duruluyor. Mavi Kirazlar grubunun buluşmaları ortak kısımlar, yani her karakterin bölümünde görülen kısımlar.
  Kitapta her karakterin başına birileri musallat oluyor. Olaylar da bu musallat olan kişi çerçevesinde gelişiyor. Hoşuma gitmeyen kısım ise bazı olayların çabuk gelişmesiydi. Yani mesela bir öpüşme sahnesi varsa, bence bu öpüşme sahnesine geçerken arada bir köprü olmalı. Böyle ''İşte öpücük geliyoooo'' hissi filan uyandırmalı. Ama öyle değildi, aniden oldu bittiye vurmuşlar. Sanki ''Aman ayıp kısımlar bunlar, geçelim bunları, fazla durmayalım'' dermiş gibi.

  Rippert ve Baffert'in betimlemeleri harikaydı. Aslında her yazarın betimlemesi, tasviri, benzetmeleri çok harikaydı fakat bu iki yazarın betimlemelerinde ayrı bir tat vardı. Fakat Rippert betimlemeleriyle ara ara boğdu beni.
  The Doors şarkıları, Emily D. alıntıları kitaba çok güzel bir tat katmış. Özellikle E.D. alıntıları bana şairi araştırmama hatta şiir kitabını almama neden olacak türden bir güzellikteydi.


  Genel olarak yorumuma gelirsek, kitap gençlik kitabı ve bu kitap savan gençlik kitaplarından değil. Demek istediğim, dolu bir kitap. Özellikle dört farklı yazarın özene bezene kendi karakterine odaklanıp yazmaları ve bir bütün oluşturmaları kitabın rengini belirleme de oldukça önemli bir faktör olmuş. Gel gelelim ışık hızıyla olup biten olaylar, saçma ayrıntılardan kocaman bir sır çıkaran kısımlar da hafif can sıkıcıydı.

  Kitap ON8 yayınevinden çıkmış olup çok sevgili dostum Mehmet Erkurt, Fransız aslından harika bir çeviri yapmış bulunmakta.



   Kitabı okurken fosforlu kalemimi elimden hiç düşürmedim. İşte fosforlu kalemimle renk bulan cümlelerden bazıları:
Sonsuza kadar aşkmış...haydi oradan!
I'll never look into your eyes... again.
Her coşku dolu ana karşılık, / Bir ızdırap borcumuz vardır; / Acı ve kararsız bir oranla, / Yaşanılan coşkuya.
Güneşi görmemiş olsaydım, / Gölgeye tahammül edebilirdim.  
Su, susuzlukla öğretilir.
Çünkü ayrılış, gecedir o.
Gitmek, bir miktar ölmektir ama ölmek, tamamen gitmektir. 

  Tavsiye edebileceğim harika bir gençlik romanı, gençlik dizisi! Sırf alıntılar için bile okunabilir...


0 yorum:

Yorum Gönder

Köşe Yazıları