Karanlığım

13 Kasım 2014 Perşembe

  Sigaramı yakıyorum. Ağır ağır dumanı içime çekiyorum. Ardından bu acımasız soğuğa meydan okurmuşcasına çayımdan bir yudum alıyorum. Sefil hayatımın en büyük lüksünden bir duman daha alıyorum içime. Yavaşça öldürüyorum kendimi, öldürmekten zevk alırcasına. Yaptığım, yapabildiğim en iyi şey bu aslında: Kendimi öldürmek.
  Yaşamak zaten hep anlamsızdı bana. Gülmek günahtı, mutlu olmak haram. Geçiciydi yaşamak. İnandığım o ölüm sonrası karanlık daha çekiciydi bana. Daha gerçekçiydi, daha huzurluydu belki de. İntihar edebilirdim. Huysuz bir çocuğun oyuncağına kavuşmasına sabredememesi gibi ben de daha fazla beklemeyerek 'oyuncağımı verin bana' diye ağlayarak bir anda kendimi ölüme atıp karanlığıma, o en sevdiğim oyuncağıma kavuşabilirdim. Ama beklemek, güzeldir hep. Acı verir beklemek ve ben acıyı da severim. Mutluluk nasıl günahsa, acı da o kadar sevap. 

  Ölmeyi diliyorum, dumanı her içime çekişimde, karanlığa kavuşmayı. Loş odamda, tahta yatağımda gülümseyerek ölmeyi diliyorum. Son nefesimde son günahımı işlemek istiyorum, karanlığımın daha da siyahlaşacağını umarcasına. 

0 yorum:

Yorum Gönder

Köşe Yazıları